Bertolt Brecht’in Üç Kuruşluk Opera adlı eseri, yalnızca onun en çok
okunan ve sahnelenen yapıtı değil, aynı zamanda modern tiyatronun
en çok alıntılanan, en çok konuşulan metinlerinden biridir. Yirminci
yüzyıl tiyatrosunun en keskin kalemlerinden olan Brecht, bu eserinde
burjuva ikiyüzlülüğünü, suçun ve erdemin iç içe geçtiği bir düzeni
kara mizahla, ustalıkla hicveder. Londra’nın sisli arka sokaklarında
geçen bu hikâyede ne iyiler tamamen iyi ne kötüler büsbütün karanlıktır.
Herkesin bir bedeli vardır – bazen üç kuruş, bazen biraz
daha fazla. Brecht’in eşsiz üslubuyla şekillenen eser, sahneyle seyirci
arasındaki duvarı yıkar; alışılmış anlatıların maskesini elinin tersiyle
sıyırırken seyirciyi yalnızca izlemeye değil, düşünmeye, sorgulamaya,
yer yer rahatsız olmaya çağırır. Işığın gölgeleri daha net gösterdiği,
müziğin isyanla, tiyatronun ironiyle iç içe geçtiği, adaletin, ahlakın
ve sevginin ucuzluk pazarına düştüğü bu sahneye davetlisiniz.
|